Depremden sonra Van...
Van'ı terk etmiyoruz
Selda Öztürk
11 Ocak 2012
BGST Kardeş Türküler projesiyle Van'a yıllardır konserler vermeye gitmiş, katıldığımız festival ve Newroz etkinliklerinde Van'lılarla birlikte "halkların kardeşliği"umudumuzu dillendirmiştik. Bu kez gidişimizin sebebi konser değildi ama "halkların kardeşli"ğini her zamankinden daha fazla haykırmak içindi.
Gönüllüler…
"Van'ı Terk Etmiyoruz" gönüllüleri olarak gittiğimiz Van'da, Türkiye ve Amerika, Güney Kore, Almanya, İsviçre gibi yurtdışının farklı bölgelerinden gelen gönüllülerin kaldığı "Konê Biratiyê Gelan" (Halkların Kardeşliği Gönüllü Çadırı'nda) kaldık bir hafta boyunca. Sabah erkenden uyanıp çalışma bölgelerine dağıldık. Kimimiz depolara tasnif yapmaya, kimimiz mahallelere dağıtıma, kimimiz kriz masasına, kimimiz "çocuk evi" çadırlarına, kimimiz sağlık çadırına. Akşamları yine çadırda buluşup gün içinde yapılanları, eksikleri, ertesi günün planlamasını konuştuk.
Yerel yönetimin bölge belediyelerin desteğiyle kurduğu 6 çalışma bölgesinde organize edilen çalışmalarda görev alan gönüllülerin desteği önemli bir işgücünü oluşturuyor ancak gönüllü sayısındaki düşüş, depremin ilk günlerindeki ilginin azaldığını gösteriyor. Oysa birçok konuda gönüllülere ihtiyaç ve yapacak çok iş var.
Barınma Sorunu
Depremin üzerinden yaklaşık iki ay geçmesine rağmen halen çadır, barınma sorunu en ciddi mesele. Çadır yangınları neredeyse her gün yaşanıyor ve bu yangınlarda hayatını kaybedenlerin sayısı gün be gün artıyor. Kriz Masası'nda iken birçok aile gelip çadır talebinde bulundu. Görevli arkadaşlar 4000 kişinin başvuru yaptığını ancak ellerinde sadece 40 çadırın bulunduğunu söylediler. Bazı aileler mahallelerine henüz hiçbir yardımın gelmemesinden şikâyetçi.
Van halkı, savaşın ve barışın ne demek olduğunu çok iyi biliyor.
Van halkı, depremden dolayı destek veren herkese teşekkür ederken toplanan bu kadar yardımın nerede olduğunu sorguluyor.
Van halkı, mahallelerinden çıkarılarak "çadırkent" adı altında dayatılan kamp hayatına ve "iyi Kürt" olmaya karşı çıkıyor, Van'da hayatı yeniden kurmaya çalışıyor.
Sağlık Hizmetleri
Sağlık hizmetinin verilememesi önemli bir problem. 1. Bölge'deki sağlık çadırında SES'ından gönüllüler çalışıyor ve buraya gelebilen hastalardan durumu ciddi olanlar bölge hastanesine yönlendiriliyor. Ancak burada da sadece ayakta tedavi hizmeti verilebiliyor. Bir sağlık emekçisi, dağıtımı yapılan paketlerde çocuk mamalarının da olduğunu, Düzce Depremi'nde edindikleri deneyimle bunların sağlık ekiplerince dağıtılmasının gerekliliğini vurguladı. Daha önce mama kullanmamış annelerin mamayı gereken ölçünün üzerinde kullandığını, bunun da çocuklarda ishal vak'alarını arttırdığı bilgisini verdi. Çocuklar sağlık kontrolünden geçirildikten ve kullanımı annelere öğretildikten sonra mamaların annelere verilmesinin; sütü olan annelere ise mama verilmemesinin doğru olacağını söyledi.
Aşevlerinde yeni yıla kadar günde 30 bin aileye yemek dağıtımı yapılıyormuş; ancak bundan sonra sadece ihtiyaç sahiplerine erzak dağıtımı yapılabilecek. Depolarda az miktarda giysi kalmış durumda ve erzak sıkıntısı yaşanıyor.
Kadınlar ve Çocuklar
Van'da yaşayan kadınların sosyal, psikolojik ve ekonomik sorunlarına çözüm oluşturmak amacıyla kurulmuş olan VAKASUM (Van Kadın Sorunlarını Araştırma ve Uygulama Merkezi), deprem döneminde de çalışmalarına devam ediyor. VAKASUM gönüllü çalışanları, kadınlar için sosyal-kültürel alanlar yaratmanın önemini vurgulayarak, yalnız yaşayan kadınların ciddi anlamda güvenlik sorunu yaşadığını, taciz ve tecavüz vakaları yaşandığını fakat bunların açığa çıkarılamadığını belirtti. VAKASUM, kocaları cezaevinde olan ya da iş bulmak için şehir dışına giden kadınları aile çadırlarının olduğu yerlere yerleştirmeye çalışıyor.
2 Ocak'ta başlayacağı söylenen eğitim öğretim, okulların tadilatlarının tamamlanmadığı öne sürülerek ertelenmişti. Fakat mahallelerde görüştüğümüz kadınlar, okullarda hiç tadilat yapılmadığını, sadece boya ile çatlakların kapatıldığını, bu yüzden çocuklarını okula göndermeyeceklerini söylediler. Esnaftan da öğrendik ki, öğretmenler gelmeye başlamış, ancak kalacak yer sıkıntısı yaşanıyormuş. Altyapı hazırlıkları tamamlanmadan eğitime başlanması, çocuklar ve öğretmenlerin güvenliği açısından ciddi bir sorun.
Her bölgede çocuklara yönelik çocuk çadırları açılmış durumda; çocuklarla drama, Kürtçe dil dersi, oyun, resim, fotoğrafçılık, müzik gibi faaliyetlerle biraraya geliniyor. 5. Bölge'deki çadırda henüz bir etkinlik başlamamıştı; biz de ilk önce orada işe başlayalım istedik. Bu bölgede Şırnak ve Mardin ilçe belediyelerinin desteğiyle çalışmalar yürütülüyor. Yemek alma sırasında bekleyen kadınlarla görüştük ve çocuklarını çadıra getirmelerini istedik. Kadınların bir kısmı ne yapacağımızı sordu; ve çocuklarının öncelikle temel derslere ihtiyaçları olduğunu söyledi.. Okul çağındaki çocukların eğitimi için yapılacak planlama önümüzdeki dönemin ciddi bir işi olarak karşımıza çıkıyor.
5. Bölge'nin yanısıra, gittiğimiz diğer bölge çocuk evi çadırlarında da 5-6 yaşlarındaki küçük çocuklarla buluştuk; onlarla hamur ve legolarla oyunlar oynadık, resimler yaptık. Resimleri hazırladığımız panolara astık, sergiledik. Birlikte şarkılar söyledik. Çocuklar danslarını ve çocuk oyunlarını sergilediler. Birbirlerini ve ürünlerini kameraya kaydettiler, fotoğraflarını çektiler.
Halkların Kardeşliği Çadırı'nda Yılbaşı Akşamı
31 Aralık Yılbaşı akşamı, Halkların Kardeşliği Gönüllü Çadırı'nda, Kardeş Türküler, İlkay Akkaya, Yasemin Göksu, Dengbêj Gazîn, Mercan Erzincan, Erdal Erzincan, Tolga Sağ, Pınar Sağ, Barış Güney, Mazlum Çimen, Sibel Özbudun ve Temel Demirer gibi sanatçı, yazar, akademisyen ile Barış Anneleri İnisiyatifi ve Van gönüllülerinin katıldığı bir basın toplantısıyla Uludere'deki katliamı protesto ettik. Olayın yaşandığı Uludere'nin Roboski köyünü ziyaret eden heyetten Temel Demirer gözlemlerini ve tanıklardan aldığı bilgilerle olayın nasıl gerçekleştiğini anlattı. Bölgenin -söylendiğinin aksine- coğrafi koşullarından dolayı çatışma bölgesi olmadığını, burada yaşayan insanların resmi görevlilerin de bilgisi dâhilinde yıllardır sınırdışından getirdikleriyle geçindiklerini aktardı. "Uludere vahşetiyle bir kere daha anladık ki, bize dayatılan 'en iyi Kürt ölü Kürt'tür'.. Bu bir katliamdır.. Bu hangi insanlığa sığar?" diyerek sözlerini tamamladı o akşam Temel Demirer. Ve tüm Van halkı gibi, Uludere halkı gibi, çoğu kardeşimiz gibi, biz de kaybettiğimiz kardeşlerimizin yasını tutarak girdik yeni yıla…
Özetle…
Van'da kaldığımız süre boyunca çalışma bölgelerini ziyaret ettik. Burada çalışan gönüllülerle deprem sürecinde ve sonrasında Van'ın yeniden kurulması için ne tür çalışmaların yapıldığı, ihtiyaç ve aksamaların neler olduğu ve nelerin planlanabileceği üzerine sohbetler ve söyleşiler yaptık. Bu görüşmeleri ve aldığımız görüntü kayıtlarını da kamuoyuyla en yakın zamanda paylaşacağız.
Amacımız hâlâ Van'ın en önemli ihtiyacı olan gönüllü akışını sağlamak.. Van'lı kardeşlerimizin de dediği gibi:
"Evet, gönüllülere ama en önemlisi bu memlekette yaşayan tüm kardeşlerimizin gönül sıcaklığına ihtiyaç var.."
|